Tek bir Kare – Bolca Umut

29/01/2010 2 yorum

Bazen sayfalar dolusu karalarsın, ağız dolusu konuşursun ama, ifade etmek istediğini hala anlatamadığın olur…

Bazen de tek bir kelime, tek bir bakış, belki de tek bir tebessüm bile sayfalar dolusu duyguya bedeldir.

Aynı şu fotograf gibi… Tek bir kare ama, çok şey anlatıyor ve de hissettiriyor. Bu fotografa bakıpta umut etmemek elde mi ?

Categories: Futbol ve Hayat

Gio > Baros ve En Büyük Transfer

29/01/2010 3 yorum

Başlığın ilk kısmı sizi yanıltmasın. Her iki sporcuyu futbol yetenekleri açısından karşılaştırıp, ” Gio Dos Santos Baros’tan daha iyidir, daha büyük futbolcudur. ” demek değil niyetim.  Zira Galatasaray forması giymeye layık görülmüş, o forma ona teslim edilmiş her aktif Galatasaraylı sporcu benim gözümde büyük futbolcudur.

Konu Gio Dos Santos ve Milan Baros’un futbol yeteneklerinden çok transferlerinin Galatasaray Spor Kulübü Resmi İnternet sitesinde bulduğu yankı. Milan Baros’un transferinin açıklandığı gün olan 26 Ağustos 2008 tarihinde 594.000 ziyaret alan www.galatasaray.org, dün – yani Gio Dos Santos’un transferinin açıklandığı gün- 598.618 kişi tarafından ziyaret edildi. Bu rakam önümüzdeki günlerde artar mı bilinmez ? Bildiğim tek şey, kulübün vizyonunun günden güne geliştiği ve değiştiği bir süreçte bu rakamın bu seviyelerde kalmayacağıdır.

Futbol yönetmeliklerinde transfer sezonu adlı bir kavram, Galatasaray Spor Kulübü yönetim kurulunda ise başta Haldun Üstünel olmak üzere transfer için gecesini gündüzüne katan yöneticiler olduğu sürece bu rekorda elbet bir gün kırılacaktır.

İsmini özel olarak zikretmenin dışında kocaman bir teşekkürü ayrı bir paragrafta hakettiğine yürekten inandığım Haldun Üstünel’e bir Galatasaray taraftarı olarak sevgi ve şükranlarımı sunuyorum. 30 gün boyunca evinden-işinden-ailesinden ayrı, mensubu ve yöneticisi olduğu camia ve kulüp için şartların en mükemmeli için çalışan ve didinen Haldun Üstünel, kendisinin takım için istediği herşeyin en iyisi vurgusuna kendi şahsı adına da sonuna kadar layık bir insan.

Tekrar teşekkürler Haldun Üstünel. Gerçekten de en büyük transfer sensin.

#20 Shabani Nonda

28/01/2010 1 yorum

Herkesin aklını meşgul eden  -Kim Gitsin?- sorusunun cevabı, ” 20 numara Shabani Nonda gitsin.” oldu. Kongo’lu futbolcu ile kulüp arasındaki sözleşme tek taraflı olarak feshedildi.

Ayrılacak olan futbolcu kim olacaksa olsun, taraftarın gönlünde bir burukluk olacağını ifade etmiştim. Haberin açıklandığı andan itibaren takip ettiğim tüm internet platformlarında Shabani Nonda adına açılmış bir dolu teşekkür haberi- forum başlığı ve mesaj okudum. Taraftarın içi buruk, alınacak kararın herkesi memnun etmesi zaten beklenmiyordu.

Kewell ile yollar ayrılsa, kulübün George Hagi’den beri en çok sevdiği bir sporcu figürünü kaybedecektik. Shabani Nonda ile yollar ayrılsa, Avrupa Ligi’nde yararlanamayacağımız Jo transferi sonrası Baros’un sakatlığı da göz önüne alındığında takımdaki tek santrafor alternatifinin artık değerlendirilmeyeceği anlamı çıkıyordu. Dolayısı ile bu son kararın özellikle Avrupa Ligi’ndeki Atletico Madrid karşılaşmaları öncesi hücum gücünde doğacak olan boşluğun turun kaybedilmesi ile sonuçlanacağını öngören taraftarları memnun etmediği gün gibi aşikar.

Ancak bu kararın teknik kadro ile mutlak suretle görüş birliği sağlanmadan alınmış olacağına da ihtimal vermemek gerek. Dolayısı ile teknik ekibin Atletico Madrid karşılaşmaları öncesi ve sırasında hücum gücünde olacağı öngörülen zayıflamanın reçetesini de yazmış olmalarını düşünmek gerekir. Bu reçetenin üzerinde de aşağıdaki iki eczadan biri yazıyor olmalı:

1) Mevcut kadro içerisinden , oyun şablonu veya oyuncu pozisyonu değişikliği ,

2) Ya da yeni bir yerli hücum oyuncusu transferi.

Her iki olasılığında -teknik kadro ve yönetim tarafından hangisi seçilirse seçilsin- özellikle Nonda’nın gidişi ile endişeleri daha da artan taraftarları ikna edecek sonuçları doğurmasını diliyorum.

Bu ayrılığın benim için en üzücü noktası  Shabani Nonda’ya, bu takıma 2,5 sezon boyunca verdiği  tüm emekleri için, kendisi  Ali Sami Yen stadı çimlerine ben ise Kapalı tribünün emektar plastik koltuklarına basarken teşekkür edememek olacak.

Yolun açık olsun Nonda …

Categories: Futbol ve Hayat

Kim gitsin?

Giovanni Dos Santos ile Galatasaray Spor Kulübü arasında sezon sonuna kadar kiralık olarak anlaşma imzalandığı bilgisi kısa bir süre önce kulubün resmi sitesinde açıklandı. Transferin bir süredir yerli ve yabancı basında defalarca haber olması sebebi ile açıkcası malumun ilanı bir transfer gerçekleşmiş oldu. Bu transferin gerçekleşme sürecinde ise Galatasaraylıların kafasını meşgul eden en önemli soru 6+2 kuralı sebebi ile sözleşmesi feshedilecek oyuncunun kim olacağı idi .

Kural açık. Kadroda bulundurabileceğiniz yabancı oyuncu sayısı en fazla 8.  Jo transferi sonrası tek taraflı olarak feshedilen sözleşme ile kadrodan eksilen Tobias Linderoth’un gidişi ile bu sayı tutturulmuştu. Ancak Giovannni Dos Santos’un transferi ile şimdi 1 kişinin daha kadroda düşünülmediğinin kendisine tebliği ve kendisinin de bu teklifi kabulu veya reddi sonrası ise karşılıklı veya tek taraflı olarak mevcut sözleşmesinin feshi gerekiyor.

Uzun bir süre televizyonda fenomen olan Biri bizi Gözetliyor isimli yarışma programında haftayı birincilikle bitiren yarışmacıya sorulurdu :

“Kim gitsin?”

Bu soru şu anda kulübün Başkan’ından tutun da, sezonda sadece 1 kere maça gelebilmeyi ve belki de hiç gelemeyip takımını sadece uzaktan sevebilmeyi becerebilen en sade taraftara kadar herkesin aklında.  Sorunun farklı farklı cevapları da yok hani. Akıl ve mantığın, duygu ile çelişmesi çok muhtemel bir karar alacak Galatasaray’ı yönetenler. İşleri zor . Açıkcası şu anda ne yönetimde bulunan sayın üyelerin ne de teknik kadroyu oluşturan hocaların yerinde olmak istemezdim. Nereden bakarsanız bakın , verecekleri kararın tüm camiayı topyekün bir şekilde mutlu ve memnun etmesi ne yazık ki mümkün değil .

Her şart ve koşulda gidecek futbolcunun ismi ne olursa olsun dilimiz ve yüreğimiz burulacak , ancak yeni transferlerin sözleşmelerindeki maliyet bilgilerine hakim olamasak da , harcanan para ve transfer edilecek futbolcuların verebilecekleri eşitliğinde , kulübün vizyonunun ne denli geliştiği ve olması gereken noktaya geldiğinin birebir yansıması olan bir Galatasaray Futbol Takımı kadrosu kurulmuştur diyebilirim.

Sakatlıklar ve cezalar bu takımdan uzak olsun.

Categories: Galatasaray

Senarist Süpermen Muhabir

Kim demiş Süpermen hayali bir kahraman diye ?

Kripton gezegeninin medar-ı iftiharı, görülmeyeni gören, duyulmayanı duyan, nefesi ile iklimleri değiştirmeye muktedir, herşeye kadir Süpermen aramızda. Hem de çok yakınımızda, yanı başımızda…

Havada uçan kuştan, toprak içinde yol alan solucana kadar her şeyden haberi vardır o’nun. Sakın ola ki ondan habersiz bir adım atmayın, nerede olsa sizi duyar, sizi görür, sizin tepenize iner.

Yemek yerken ağzınızı sakın şapırdatmayın, Süpermen sizi yakalar.

Sakın ola ki burnunuzu karıştırmaya kalkmayın, Süpermen elinize tokat atar.

Mideniz mi bozuldu aman ha yellenirseniz eğer, Süpermen tepenize biner.

Herşeyi görür, herşeyi bilir o .

Şaka bir yana diyeceğim, ancak habercilik adı altında yapılan rezilliği böyle sulu bir şekilde ifade etmekten başka bir yol açıkcası bulamadım.

Bir süredir spor muhabiri bir arkadaşın Galatasaray futbol takımı hakkında  yaptığı haber metinlerini okuduğumuzda, adeta bir dizi film senaryosu okuyor gibi oluyoruz. Şöyle ki, bu muhabir arkadaş yaptığı haberin inanılırlığını arttırmak için yapılabilecek en kötü yöntemi kullanıyor ve haber metinlerinde sözde yapılmış olan ikili dialoglara yer veriyor.

Bu senarist süpermen muhabir arkadaşın yaptığı bu tip haberlere ilk örnek olarak Noel tatili öncesi yerli ve yabancı futbolcular arasında geçtiği iddia edilen aşağıdaki dialogun da yer aldığı haber metnini gösterebiliriz.

VEDALAŞMADA İLGİNÇ DİALOGLAR
YABANCILAR:
Biz tatile çıkıyoruz, sizlere de iyi tatiller diliyoruz
YERLİLER: Ne tatili, Trabzon maçında oynamayacak mısınız?
YABANCILAR: Hayır, oynamayacağız gidiyoruz
YERLİLER: Hayrola milli maçınız mı var, gidiyorsunuz?
YABANCILAR: Hayır milli maç yok, size iyi noeller
YERLİLER: Biz bayram seyran maçlara çıkıyoruz ama…

Ne güzel değil mi? Bu metnin Aşk-ı Memnu’daki Behlül ve Bihter dialoglarından sizce nesi eksik? Senarist Süpermen Muhabir Kriptonvari güçleri ile Florya Metin oktay Tesislerindeki soyunma odasında geçen konuşmaları dinlemiş çok mu ?

Ama muhabir arkadaş bununla da yetinmedi, zira Galatasaray futbol takımı özelinde huzur bozacak ve polemik yaratması muhtemel her konu bu senarist süpermen muhabir arkadaşın ilgi alanına giriyordu. Süpermen olduğu için her odayı gözlüyor, oralarda yapılan her konuşmaya üstün Kripton kulakları sayesinde şahit olabiliyordu. Hele hele dün şahit olduğu bir konuşma tam ona göreydi.

Duyduklarına önce inanamadı. Hemen kağıdı kalemi çıkartıp not almaya başladı.

KEWELL: Gazetelerde bu yazılanlar ne demek oluyor?
YÖNETİM: Eğer sezon sonu gideceksen, şimdi git…
KEWELL: Düne kadar beni istiyordunuz ama…
YÖNETİM: İki ay yoksun. Senin yerine transfer yapmamız gerek.
KEWELL: Sakatlanınca şimdi böyle mi oldu?
YÖNETİM: Ama sakatlığın uzun sürecek…
KEWELL: O zaman verin tazminatımı gideyim!

Ne güzel değil mi ?

Senarist Süpermen Muhabir arkadaş bu tarz haber metinleri yazmaya devam edecekse bilsin ki kendisinin Süpermen olduğuna dair inancım her geçen gün katlanarak artacaktır. Zira haber metni yazarken haberin içeriğini kuvvetlendirmek için olmamış ya da olduysa bile bu dialogun yapıldığı yerde bulunulmadan ya da Süpermen olunmadan öğrenilemeyecek olan konuşmaları gerçekmiş gibi yazmak ya yalancılık olur ya da tetikçilik .

Kripton’u bilmem ama bizim gezegende yalancıyı da tetikçiyi de sevmezler ve adam yerine koymazlar. Süpermen’e duyurulur. Sonra biri çıkar “Ben sana Süpermen olamazsın demedim, adam olamazsın dedim.” der.

Süpermen de üzülür.

Categories: Medya

Uğurlar Olsun!

1957 yılının Ankara’sında 15 yaşında bir çocuktu Uğur. Kanı kaynıyordu. Öyle ki ne Pazar Durağındaki arkadaşlıklardan, ne maçtan,ne sinemadan,ne okuldan,hiç bir yerden eksik kalmıyordu.

“Aşk ” şiirleri yazıyordu yine . Vuslat diyordu alaysama yüklü dizelerle.Bir akşamüstü arkadaşı Ali ile dolaşırken, beğendiği kızın durakta tek başına otobüs beklediğini gördü , koşarak yanına gitti ve Ali’yi şaşırtacak, hatta utandıracak bir ataklıkla soruverdi:

“Antik bir Yunan vazosundan daha güzel olduğunuzu söyleyen oldu mu size?”

Ali ile Uğur , yaşıtları olan binlerce genç gibi , romantik filmlerin yakışıklı aktörü Ayhan Işık ile,Galatasaray’ın ünlü kalecisi Turgay Şeren’e hayrandı.

Uğur’un Turgay Şeren’e hayranlığı kendisinin de kalede oynamasından kaynaklanıyordu.

Galatasaraylı,Fenerli,Beşiktaşlı olmak, gençlerin çoğu için yaşamsal değerdeydi. Uğur da takımının maçlarını kaçırmıyor,radyodan maç dinlerken çoşkuyla ya da öfkeyle bağırıp zıplıyordu. Pazar durağında gençler tarafından saatlerce haftanın maçları konuşuluyor,aralarında övgülü sövgülü tartışmalar çıkıyordu…*

Yine bir Pazar sabahı idi. Yine karlar altında bir Ankara sabahı. Tam 17 yıl oldu.

O da herkes gibiydi. Sevdi – sevildi.Futbol oyununu da çok sevdi ,ülkesini çok sevdiği gibi….

* Alıntı: Uğur Olsun .

Sevgi Özel

Bilgi Yayınları

Categories: Futbol ve Hayat

Özlemiştik!

30 günü aşan devre arası sonrası Süper Ligin ikinci devresi bu akşam yapılacak Fenerbahçe-Denizlispor karşılaşması ile başlıyor. Ara transfer sezonunda gelenler-gidenler , takımların kamp çalışmaları , Ziraat Türkiye Kupası karşılaşmaları derken artık puan ve şampiyonluk mücadelesi kaldığı yerden devam edebilir.

Tüm futbolseverler devre arası boyunca takımlarının hazırlık kampları ve Ziraat Türkiye Kupası karşılaşmaları dışında yapılan transferler ile de oldukça ilgilendi. Süper Lig ve öncesindeki 1.Lig tarihinde şampiyonluk sevinci yaşamış kulüpler arasında yabancı kontenjanının dolu olması sebebi ile transfer yapmayan Beşiktaş haricinde Fenerbahçe , Galatasaray ve Trabzonspor kadrolarını yaptıkları yeni transferler ile güçlendirmeye çalıştı.

Gökhan Ünal Trabzonspor’dan Fenerbahçe’ye transfer olarak gecikme ile de olsa sonunda İstanbul’a adım attı. Kolombiyalı Guiterrez ve son olarak Brezilyalı Jo  ise Süper Ligin yeni hücum oyuncuları olacaklar. Galatasaray ayrıca Avustralyalı Lucas Neill’in transferi ile İngiltere Premier Lig tecrübesi olan bir futbolcuyu daha kadrosuna katmış oldu.

Devre arasında futbol camiasını ilgilendiren en önemli konulardan biri de yenilenen Süper Lig yayın hakları ihalesi idi. Digitürk’ün 321 milyon dolarlık teklifi ile kazandığı ihale sonrasında kulüplerin gelirlerinin yüzde 100′ü aşacak oranlarda artması mümkün olacak . Bu da önümüzdeki dönemde iyi yönetilen kulüplerin gelir-gider dengelerini daha sağlıklı olarak kurmalarına ve yine kadrolarında daha kaliteli yabancılara yer verebilmeleri için gerekli kaynağı daha rahat sağlamalarına yardımcı olacaktır. Her koşulda kazanan kulüpler olacak lakin kaybedenin futbolu televizyondan seyreden kitlelerin olması ihtimali de beni korkutmuyor değil. İhaleye verilen bedelin 800 bin Lig TV abonesi olan yayıncı kuruluş tarafından paket fiyatlarına zam yapılmadan karşılanması ne  derece mümkün olabilir ki ? Yayıncı kuruluşun tüketici fiyatı belirleme stratejisini çok iyi kurarak mevcut abonelerini mağdur etmeyecek ve yine kendisine yeni aboneler kazandıracak bir modeli mutlaka oluşturması gerekiyor. Senede 321 milyon dolar ücreti ödemeyi göze alan bir kurumun bu stratejiyi belirleyecek kişileri de bünyesinde istihdam etmiş olmasını bekleyebiliriz diye ümit etmek isterim.

Aralar her zaman iyidir. Nefes alma , dinlenme , eksikleri giderme imkanın olur. Bu arayı en iyi hangi takım değerlendirdi sorusuna her zaman ki gibi Mayıs ayının ortalarına doğru bir cevap bulabileceğiz.

O cevap bizim beklediğimiz gibi olsun veya olmasın futbol topu hep bir yerlerde yuvarlanıyor olsun…

Hoşgeldin.

Forvet Transferi?

Galatasaray futbol takımının yapacağı forvet transferinin gerçekleşmesinin an meselesi olduğu ifade ediliyor. Öyle ki taraftar forumlarında İngiltere’den gelecek tarifeli uçakların iniş saatlerinden tutun da yolcu listelerine kadar ulaşıldığı ve yeni transferin bu akşam İstanbul’a iniş yapacağı dahi ifade edilir oldu.

Bizler , yani Galatasaray’lılar bir süredir transfer dönemlerinde heyecanlı saatler ve uykusuz geceler geçirir olduk. Özellikle son iki sezondur yapılan transferlerin isim ve kalite olarak kulübümüze yakışır futbolculardan oluşması ile gerek sezon başı gerekse de devre arası transfer dönemlerinde eksik mevkilere yapılacak takviyelerin kimler olacağı konusu bizleri sürekli bir heyecan ve merak içerisinde bırakmakta. Bu sezon başında gerçekleşen Elano ve Keita transferlerinin basında hiç yer bulmamış olması ve gerek yönetimin gerekse de bu transferler ile bizzat ilgilenen Haldun Üstünel’in bu konudaki ketumluğu üzerine belki yarın belki yarından da yakın bir zamanda açıklanacak olan yeni transferin söylendiği gibi Brezilyalı Jo olup olmayacağı konusunda inanın bir fikir yürütemiyorum.

Bugün oturup şunu düşündüm. Galatasaray Spor Kulübü derneği iyi yönetildiği müddetçe her zaman formasını taşımaya layık sporcu ve sporcu çalıştırıcılarına sahip olmayı başaracaktır. Sportif başarıyı sağlayacak olan insanın o başarıdaki etkisi aslında  o insanı o formaya layık görüp kontrat yapmayı isteyen ve bunu başaran yöneticilerin etkisi ile doğru orantılıdır . Dolayısı ile isimleri ile bizleri heyecanlandıran sporculara Galatasaray forması giydirmeyi düşünebilmek vizyon ve hedef sahibi olan insanların yapabileceği bir iştir diye düşünüyorum. Dolayısı ile ismi – yaşı-milliyeti-mevkisi-boyu – posu ne olursa olsun mevcut Galatasaray Spor Kulübü yönetiminin onayladığı her transfer benim kabulümdür.

Şimdiye kadar yanılmadığım ve yanıltılmadığım için , bu andan itibaren de yanılacağımı sanmıyorum.

Galatasaray’ın yeni transferi kimse hayırlı olsun. Vurduğu da tabi gol olsun.

Categories: Galatasaray

Never Say Die

19/01/2010 2 yorum

Yeni transfer Lucas Neill bu satırların yazıldığı dakikalarda Florya Metin Oktay tesislerinde yapılacak törenle kendisini 1,5 yıllığına Galatasaraylı yapacak olan imzayı atacak. Transferin açıklandığı Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece yarısını takip eden günlerden itibaren kendisi hakkında oldukça fazla sayıda haber-makale ve blog yazısı okuduk. Bu sebeple bu transfer hakkında dile getirmek istediklerimi futbolcunun geçmiş kariyeri ve oyunculuk özelliklerinden ziyade takıma Lucas Neill olarak neleri verebileceği üzerine kurmak istiyorum. Hoş Avustralya’lının takıma sağlayacağı katma değeri bir futbolcu olarak yeteneklerine temas etmeden dile getirebilmek ne kadar mümkün olacak emin değilim.

Lucas Neill’in transferi ile Galatasaray futbol takımı 1.bölgede 2 farklı mevkide alternatif sahibi olmuş olacak.  Hem sağ kanat hem de stoper mevkilerinde yararlanılabilecek olan Avustralya’lının – mevkisinde Gökhan Zan’ın sakatlığı sonrası oluşan boşluğun orjini orta saha olan Topal ile yeterli seviyede doldurulamadığı düşünüldüğünde- teknik ekip tarafından stoper olarak değerlendirileceğini tahmin ediyorum. Özellikle hamle etmede yani topa ilk müdahelede bir takım eksiklikleri olduğunu düşündüğüm Mehmet Topal’ın kendi mevkisine geçtiğinde oluşacak boşluğu dolduracak tek oyuncu mutlaka Lucas Neill olacaktır.

Uzun yıllar boyu İngiltere Premier Liginin kalbur üstü sayılabilecek ekiplerinde ter dökmüş ve yine hem kulüp takımlarında hem de Avustralya milli takımında kaptanlığa kadar yükselmeyi başarmış bir oyuncunun hem oyunculuk hem de liderlik özelliklerinin tartışılması abesle iştigal olacaktır. Dolayısı ile bu transfer için yapılabilecek tek eleştiri sezon başında bonservis bedeli ödenmeden transferi gerçekleşebilecekken gecikmeli de olsa 6 ay sonra takıma katılabilmesi olacaktır. Ancak  sezon başı transfer görüşmelerindeki detayların neler olduğunu bilemeyen bizler gibilerin bu eleştirilerinin ne kadar haklı olacağı da meçhuldur.

Bir Galatasaray taraftarı olarak Lucas Neill’in atacağı imzanın önümüzdeki günlerde vatandaşı Harry Kewell’in da atacağı sözleşme uzatma imzasının bir habercisi olmasını diliyorum. Özellikle ilk transfer edildiği günlerde hakkında “60 dakikayı çıkaramaz” , “Zaten sakat , karaciğer hastası…” gibi polemiklerin yapıldığı Harry Kewell’ın taraflı tarafsız birçok futbolseverin gönlünde kurduğu tahta bir yenisinin daha eklenmesi en büyük temennim.

“Never Say Die ” .

Bu sözü Türkçe’ye ” Asla Ölüm Deme”  şeklinde çevirsek ne kadar doğru olur bilemiyorum ama , Avustralya’lı bir çok sporcunun sahip olduğu sportif kültürün ve asla pes etmemenin Amentüsü olarak kullanılan bu sözün gereğinin Lucas Neill tarafından  da sahalarda bolca yerine getirileceğinden  şimdiden emin olabiliriz.

Hoşgeldin Lucas.

Categories: Futbol ve Hayat

Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu!

Hava soğuktu. Yağmurun ufak ufak çiselediği bir ortamda yeşil sahadaki oyuncuları seyretmek için Ali Sami Yen tribünlerine gelen futbolseverler bol gollü bir mücadeleye şahit oldular. Kazanmanın veya kaybetmenin Galatasaray’ın iddiasından hiç bir şey götürmeyeceği bir karşılaşmayı zaman zaman yüksek düzeyde konsantrasyon ile oynayan Galatasaray’lı futbolcular taraftarlarına 5 gollü bir galibiyet hediye ettiler.

Maça giderken ve renkdaşlarımızla yaptığımız maç öncesi sohbetlerde daha fazla sayıda genç oyuncuyu sahada görebileceğimizi düşünmüş ve ifade etmiştim. Ancak bu kez Rijkaard takımını sakatlıklar sebebi ile zoraki olarak yer almayan oyuncuların yerine dahi rotasyonu düşünmeden ideale yakın bir ilk 11 ile sahaya çıkarttı.

Dün akşam oyunu soğutmaya çalıştığı ve tempoyu düşürdüğü zamanlar dışında oldukça agresif ve yaratıcı bir takım seyrettik. Arda’nın , Elano’nun zaman zaman Barış Özbek’in ve ilk yarıda da çokca Caner’in sürüklediği ataklarda rakibi karşısında bir çok pozisyon bulan Sarı Kırmızılılar dün akşam Nonda’nın oldukça şanssız bir performans sergilediği bir geceyi karşılamıyor olsaydı 90 dakikanın sonunda tabelada tarihi bir farkın skoru yazabilirdi.

Takımın devre arası hazırlıklarında ve Antalya’daki kamp boyunca yaptığı çalışmaların oldukça verimli geçtiği konusunda duyduklarımız  ve yine Galatasaray TV üzerinden seyrettiğimiz ve neşe içerisinde geçen antremanlarda sergilenen birlik ve beraberlik görüntüleri önümüzdeki dönem için beni oldukça umutlandırıyor. Baros’un tedavi sürecinin uzayacak olması sebebi ile artık zorunlu olan forvet transferinin takıma en kısa sürede katılacağını da ümit ederek Galatasaray’ın ikinci yarıya artık tam anlamı ile hazır olduğunu ifade edebilirim. Şu an tüm koşullar değerlendirildiğinde rakiplere ne derece korku salındığı boyalı basında takım ile ilgili çıkan ve polemikten beslenen içerikteki haberlerin artan sayısından da rahatça anlaşılabilir. Zira sporun ve futbolun güzelliklerini yazma gayesinde olduklarını iddia edenlerin dün geceki Emre Çolak ve Arda Turan arasındaki ikili dialogları hiç görmemeleri , Emre Çolak’ın attığı golün sevinci ile yaşadığı mutluluktan bir nebze de olsa bahsetmemeleri için ya duygusuz ya da art niyetli olmaları beklenir.

Categories: Galatasaray
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.