Arşiv

Archive for the ‘Avrupa'dan Futbol’ Category

Rakip Atletico Madrid

18/12/2009 2 yorum

” Kura çekimi öncesi 2. potta bulunan 16 takım arasından hangilerini rakip olarak görmek istemezsiniz ? ” diye bir soru sorulsa idi , mutlaka söylenecek takımlardan biri de Atletico Madrid olurdu.

Galatasaray çekebileceği zor kuralardan birini çekti. Hatta `rakibini eleyeceğine inanıyorum´  turu geçtiğinde karşılacağı muhtemel rakibi Everton ‘da zor bir rakip olacak. Ancak Avrupa Kupalarında kurucusunun koyduğu ve geleneğinden gelen vizyonu ve başarıları ile  her zaman finali hedefleyen bir takım ` bu hedefe ulaşabilir veya ulaşamaz´ üst düzey takımlar ile gerekirse kora kor mücadele eder ve elinden geleni yapar.

Atletico Madrid karşısında da favorisi belirsiz , turu kimin geçeceği kolaylıkla hesap edilemeyen bir eşleşme izleyeceğiz.

Bu kapışma öncesi takımı oluşturan bütün unsurlara , oyuncusundan malzemecisine, teknik direktöründen çevirmenine kadar kalpten başarılar diliyorum. İşimiz zor ancak imkansız değil.

Galatasaray her zaman zoru sever. Yolu açık olsun…

Söylemem Lazım

Fuzuli ne güzel söylemiş ;

“Söylesem tesiri yok , sussam gönül razı değil.”

Dün akşam Sloven hakem Darko Ceferin 90 dakikanın bitiş düdüğünü çaldığı anda hissettiklerimi en güzel açıklayan söz herhalde budur .  Sondan başlayalım , yani sussam gönlüm razı olmayacak . Tesiri olmayacağını bilsek dahi söylemek , konuşmak ve eleştirmek lazım.

Genç oyuncular. İsim zikretmeye gerek var mı? Nüfus cüzdanlarının üzerinde bulunan PVC kaplamaları en yeni ve sahada bir oraya bir buraya ne yapacağını bilmez bir halde koşuşturan sporculardan bahsediyorum. Elinize böylesine bir fırsat geçmiş. Değerlendirdiğiniz takdirde bu takımın ilk 11′inde değilse bile 18 kişilik kadrosunda bulunmanızı sağlayacak böylesine önemli bir fırsatı elinizin tersi ile ittiğinizi düşünüyorum.

Peki bu fırsatı defalarca bulup yine defalarca ellerinin tersi ile itenlere ne demeli ?  Zira dün akşam sahada ileri uçta oynayan ve takımın yakaladığı en önemli gol pozisyonunu kendi çabası ile üretmesine rağmen çok kötü bir vuruşla sonuçlandıran Aydın Yılmaz’ın şu an gerçekten ne hissettiğini bilmek isterdim.  6 Ağustos Perşembe günü yine bir UEFA Avrupa Ligi karşılamasında Maccabi Netanya takımına karşı yıldızlaşan Aydın demek o gün hepimizin ağzına sadece bir parmak bal çalıp kaçmış. Geçip giden sezonlar boyu kendisinden beklenen patlamayı zaman zaman yapan ama bunu sürekli kılamayan Aydın Yılmaz’ın  bu form ve mental durumu ile futbol kariyerini Galatasaray’da sürdürmesi bana göre çok zor.

Aydın Yılmaz kadar şans bulmamış olsalar dahi sezon başı yine ilk 18′i zorlayacağı düşünülen Serdar Eylik ve Werder Bremen’den transfer edildiğinde sol kanatta iyi bir alternatif hatta geçtiğimiz sezon oynanan Kocaelispor karşılaşmasındaki performansı ile ilk 11 oyunucusu olabileceğini hissettiren Alpaslan Erdem. Bu oyuncuların daha önce ellerine geçen şanslardan sonra dün akşamki karşılaşmada en fazla dikkati çekecek oyuncular olmasını beklerken ortaya koydukları performans ile hayalkırıklığı olmaktan öteye gidemediler.

Takımın ağabeylerinin de gençlerinden pek farkı yoktu. Özellikle sadece bu maça özgü olmasını dilediğim çok kötü bir Servet performansı izledim. Lavric karşısında dün akşam Fenerbahçe forması ile mücadele ederken Schevchenko karşısında zorlandığı kadar zorlandı Servet. Golde de pozisyon hatası yaptı. Bu maçın hedefsiz bir maç olması sebebi ile bu denli savruk oynadığını düşünmek dahi istemiyorum. Zira Servet gibi bir profesyonelin maç seçebileceğini aklımdan bile geçirmem.

Ayhan’ın yeşil sahada yaptıklarının ve yapabileceklerinin ne olduğu bilenler sanıyorum dün akşam sahada Galatasaray kaptanı kimdi sorusunu sordular kendilerine ?

Tobias Linderoth bu takımda futbolu en bilerek oynayan oyuncuların başında geliyor. Ama sezonlar boyu devam eden ve nükseden sakatlığı ya da sakatlıkları sahada yapmak istediklerini gerçekleştirmesini engelliyor. Sağlam bir Linderoth’un Galatasaray forması ile her zaman sahada yer alacağına inanıyorum. Frank Rijkaard’ın da fiziki yeterliliği yerinde bir Linderoth’u her zaman sahaya süreceğine inanıyorum. Mesele yalnızca Linderoth’un fiziki yeterliliğine bir an önce kavuşmasını sağlayabilmek olmalı.

Defans-orta saha ve hücum. Bu üç bölgede de önemli oyuncularından eksik bir şekilde mücadele eden Galatasaray’ın sahaya Galatasaray forması giymiş oyuncular ile çıktığı her karşılaşmada galibiyeti arzu etmesi ve bunun için mücadele etmesinden başka bir mevzu bahis zaten düşünülemez. Mesele ise ismi ne olursa olsun sahaya mücadele eden , gayret gösteren ve galibiyeti arzu eden futbolcular ile çıkabiliyor olmak. Bu sebeple gençlere ve dün akşam sahada olan futbolcuların isimlerden bağımsız büyük bir çoğunluğuna sitemim bu mücadeleyi ve arzuyu göstermemiş olmalarıdır. Genç oyuncuların bu sitemden en fazla pay almalarının sebebi ise beklediğim bu  mücadeleyi ve kazanma arzunu en fazla göstermesi gerekenler olduğuna inanmam ve onlara halen inanmak istiyor olmamdır. Ümit ediyorum beni ve benim gibi düşünen bir çok Galatasaraylıyı yanıltmazlar.

Manchester United | Beşiktaş – Maç Sonu

Maç önü yazısını “Neden olmasın” diye bitirmiştim ancak ne yalan söyleyeyim CSKA ‘nın Wolfsburg karşısındaki geri dönüşü sonrası Beşiktaş’ın maçı kazanabileceğine olan inancım azalmıştı. Hem mutlak 3 puan alınması gerekli bir karşılaşmada açık bir oyunu tercih etme zorunluluğu dolayısı ile Beşiktaş’ın 1.bölgesinde oyun konsantrasyonunun tam olarak sağlanamayacağı hem de Ferguson’un ilk 11′de tercih edeceği gençlerin kendilerine verilen bu fırsatı iyi değerlendirmek isteyeceklerini düşünerek üst düzey bir performans sergileyeceklerini öngördüğümden Beşiktaş’ın işinin çok zor olduğunu düşünüyordum.

Kadrolar ekrana geldiğinde Ferguson’un ileri ikilisini doğru tahmin etmenin dışında Mustafa Denizli’nin Fenerbahçe karşılaşmasından farklı bir ilk 11 tercihi yaptığını da görmüş olduk. Serdar Özkan ile Yusuf’u kenarda bekleten Hoca bu ikilinin yerine Tello ve İsmail Köybaşı ile başlamıştı. Devre arası olup oyuncular soyunma odalarına gittiğinde bir Old Trafford klasiği daha tekerrür etmiş oluyordu. 40 yıllık yenilmezliğini Boliç’in şutu ile kendi oyuncusunun ayağından seken bir topun kalesine girmesi ile kaybeden Manchester United soyunma odasına yine kendi oyuncusunun bu sefer yüzünden sekip ağlarla buluşan bir şut sebebi ile yenik olarak gidiyordu. Telllo’nun o mesafeden kaleyi denemesi ise ayrıca övgüye değer bir konu.

İkinci yarının başlaması ile Toraman’ın sakatlanıp oyundan çıkmasına kadar geçen sürede ortada geçiyor izlenimi veren mücadele Alex Ferguson’un sırası ile Owen-Evra ve Garrick’i sahaya sürmesi ile son çeyrekte United hakimiyetinde geçti. Bu süreçte mükemmel bir performans sergileyen Mateo Ferrai ile özellikle son ataklarda mükemmel iki kurtarış yapan Rüştü’nün üst düzey becerisi maçı Beşiktaş’a getirmiş oldu.

Türk futbolu için kayda değer bir başarı gecesi oldu. Beşiktaş’ın bu sezon Avrupa yolculuğuna orta şeritten yani UEFA Avrupa Liginden  devam edebilmesi için arabanın direksiyonunu tekrar eline aldığını söylemek gerekiyor. Son viraj İnönü’de CSKA Moskova önünde olacak . İstanbul’un diğer iki ekibini UEFA Avrupa Liginde yalnız bırakmayacak bir Beşiktaş bu sezon Turkcell Süper Liginde de başarılı olmasını sağlayacak moral motivasyona kavuşabilir. Bekleyelim , görelim…

Categories: Avrupa'dan Futbol

Maç Öncesi – Manchester United-Beşiktaş

Cumartesi günü Turkcell Süper Lige tutunmak için mutlak galip gelmesi gereken Fenerbahçe karşılaşmasından istediğini alan Beşiktaş’ın bu akşam Old Trafford stadında Manchester United önünde nasıl bir sonuç alacağı konusunda tahminde bulunmak zor mu dersiniz ? Şampiyonlar Liginde bir üst tura çıkma şansını geçtiğimiz maç gününde İstanbul’da kaybeden Siyah-Beyazlıların İngiltere’den az da olsa süren UEFA Avrupa Ligine devam edebilme  şansını sürdürebilmesi için puan veya puanlar ile dönebilmenin dışında Moskova’da oynanacak olan CSKA Moskova-Wolfsburg karşılaşmasından da Alman ekibinin galip gelmesini beklemesi gerekiyor.

Tarihte İngiliz ekipleri ile toplam 11 karşılaşma oynamış olan Beşiktaş’ın deplasmandaki tek galibiyeti 1 Ekim 2003 tarihinde Chelsea karşısında aldığı 0-2 ‘lik sonuç. Kendi evinde ise 24 Ekim 2007 tarihinde oynanan Liverpool karşılaşmasını Siyah-Beyazlı takım 2-1 kazanmıştı. Geri kalan 9 maçın 3 tanesi beraberlikle 6 tanesi ise Beşiktaş’ın mağlubiyeti ile sonuçlandı.

Fenerbahçe karşısında rakibinin etkili isimlerini adam markajı ile durdurmayı deneyen ve bunda da başarılı olan Mustafa Denizli’nin üst tura çıkmayı halihazırda garantilemiş olan rakibi karşısında Alex Ferguson’un sahaya süreceği genç ağırlıklı bir kadro karşısında nasıl bir ilk 11 belirlediği karşılaşma sonunda hedefe devam ya da tamam cevabını en baştan bizlere söyler mi dersiniz ?  Defansta cezalı olan Sivok’un yerine İbrahim Kaş’ın oynayacağını, bu zorunlu değişiklik dışında Cumartesi akşamı İnönü’de sahaya çıkan ilk 11 ‘in bu akşam Old Trafford çimlerine de ayak basacağını düşünüyorum.

Alex Ferguson’un ise genç oynucu ağırlıklı bir kadro ile sahaya çıkacağını şimdiden söyleyebiliriz. Forvette 89 doğumlu Fransız Obertan ve yine 91 doğumlu İtalyan Madecha’yı görürsek şaşırmayalım. Henüz Şampiyonlar Ligi maçı oynamamış olan İrlanda’lı Gibson’ın da dahil olduğu bir orta saha formasyonu ise Ferguson’un alternatiflerinden biri olabilir.

Tarihinde Türk ekipleri karşısında her ikisi de Fenerbahçe ‘ye karşı ve biri kendi sahasında olmak üzere iki yenilgi alan Manchester United takımının kafaca rahat olduğu ve 2.turda gelecek rakibini beklediği bir ortamda oynayacağı bu karşılaşmadan formda bir Beşiktaş karşısında tekrar bir mağlubiyet alması açıkcası fazla sürpriz olmayacaktır. Özellikle bu karşılaşma öncesi oynanacak olan CSKA Moskova- Wolfsburg kapışmasının üreteceği skorun Beşiktaş için umut olabileceği düşünüldüğünde insanın aklına ” Neden Olmasın” sorusu gelmiyor değil…

Categories: Avrupa'dan Futbol

Maçın ardından-Yeni Formasyon

01 Nov. 06 14.14

Sivas maçı sonrası yeni orta saha üçlüsünün başarısından bahsedip Rijkaard ve Neeskens’in Dinamo Bükreş maçı ilk 11 ‘inde aynı üçlüyü tekrar sahaya sürebileceğini belirtmiştik. Hocaların rotasyonu ne denli sık uyguladığı düşünüldüğünde bir ihtimal Tobias Linderoth’un bu üçlüden birinin yerini alabileceği de söz konusu olmuştu. Ancak Hollanda’lılar bu kez rotasyon uygulamadı. Hatta ellerinde cezaları sebebi ile Sivas maçının 18 kişilik kadrosunda yer almayan Keita ve Elano gibi iki yıldız olmasına rağmen galip gelen takımı bozmadılar. Galip takım ise hem onları hem de Sarı Kırmızılı taraftarları bir kez daha mutlu etti. Yüzlerini kara çıkartmadı.

Klasik defans kurgusu ile birlikte orta sahadaki yeni formasyon özellikle deplasman maçları ile birlikte üst düzey iç saha karşılaşmalarında teknik ekip tarafından sık sık başvurulacak bir tercih olacak gibi duruyor. Barış Özbek’in orta sahaya getirdiği dinamizm ve Mehmet Topal’ın yükselen form grafiğinin yanında sezon başından beri istikrarlı bir şekilde oyun kalitesi çizgisinden sapmayan Mustafa Sarp’tan oluşan orta saha üçlüsünün bir arada ortaya koyduğu performansın Keita ve Elano gibi sezon başındaki iki yıldız transferi bile rotasyonun birer üyeleri durumuna getirmesine şaşırmamak gerekecek.

Pazar günü oynanacak Diyarbakırspor karşılaşmasında Mustafa Sarp’ın kart cezası sebebi ile zorunlu olarak bir arada sahne alamayacak bu yeni üçlünün olası ilk yeni misafiri ise Elano olacaktır. Özellikle dün geceki Sarp – Elano değişikliği sonrası Pazar günü Diyarbakırspor karşılaşmasında Brezilyalının sahada olacağını düşünüyorum. Shabani Nonda’nın sağlık durumuna göre ise Keita’da Pazar gecesi Atatürk stadı zemininde ilk 11 ‘de başlamak üzere yer alacaktır.

0 (sıfır) pozisyonlu bir Sivasspor karşılaşması üzerine akılda kalmayacak derecede önemsiz 1-2 pozisyonun verildiği  bir UEFA Avrupa Kupası deplasman karşılaşması sonrası Galatasaray’ın yeni düzeninin etkisini test edeceği en önemli karşılaşmanın yaşanacağı bir gece olacak Diyarbakır’da.

2 hafta önce Kadıköy’de oynanan maçın ardından oluşan travmanın etkilerinin hala hissedildiği bir Ziraat Türkiye Kupası karşılaşması sonrasında takımın evrildiği yeni formasyonun ve bu formasyonun yarattığı olumlu etkinin tüm oyuncu alternatifleri ile birlikte hayata geçeceği güne kadar ki süre asgari kayıp ve hasar ile geçirilirse, sezon başında koyulan hedeflere ulaşmada ne kadar hızlı yol alınabilineceğini hep birlikte göreceğiz. *

* Yazının virgülden sonraki son bölümü bu satırların sahibi olan kişi  gibi futbolun sadece saha içinde oynandığını varsayabilecek kadar hayalperest olabilmeyi zaman zaman başarabilen kişilere ithaf edilmiştir.

Maç Öncesi-Galatasaray v Sturm Graz

02 Sep. 28 23.21

Rakibin ismini aslında tam adı ile yazmak gerekiyor ; SK Puntigamer Sturm Graz.

Bu yıl kuruluşunun 100.yılını kutlayan 255.000 nüfuslu Graz şehrinin futbol takımı, 10 takımlı Avusturya Bundesliga’da 3.sırada.  Oynadıkları 8 karşılaşmada 5 galibiyet, 2 beraberlik , 1 mağlubiyet aldılar. Attıkları 16 gole karşılık 10 gol yediler . Maç başına tam 2 gol ortalama ile oynuyorlar.

03 Sep. 28 23.22Teknik direktörleri Alman Franco Foda. Kendisi de eski bir Sturm Graz oyuncusu olan Foda , Almanya’da FC Kaiserslautern ve Bayer Leverkusen formaları giydi. 2006 yılından beri takımın başında. Göreve geldiği ilk günlerde verdiği bir röportajda antrenörlük kariyerindeki hedefinin Arsenal ve Barcelona gibi sürekli kazanma isteğini sahaya yansıtan , ofansif yönü kuvvetli bir takım yaratmak olduğunu belirtmişti. Her zaman fazla gol atma hedefi olan , 3.bölgede hızlı ve seri oynayan bir takım olma hedeflerinden halen vazgeçmiş değiller.Franco Foda Hollanda ekolü oyun şablonu olarak adlandıracağımız 4-3-3 şablonunda ısrarcı ancak şartların gerektiği durumlarda formasyonu değiştirmek konusunda da esnek davranabileceğini belirtiyor.

Geçtiğimiz sezonu Avusturya Bundesliga’da 4.olarak tamamlayan Sturm Graz, sezona Galatasaray gibi UEFA Avrupa Ligi 2.ön eleme karşılaşmaları ile başladı. 2.ön eleme turunda Bosna Hersek takımı NK Siroki Birijeg’i 2-1 ve 1-1 ‘lik skorlarla geçen Graz , 3.ön eleme turunda ise Karadağ’dan OFK Petrovac’ı 1-2 ve 5-0′lık skorlarla safdışı bıraktı. Play Off turunda Türk futbolseverlerin geçen seneki kabusu Ukrayna’nın Metalist Kharkiv takımını eleyen Sturm Graz bu sonuçla UEFA Avrupa Ligi gruplarında Galatasaray, Panathinaikos ve Dinamo Bükreş’in yer aldığı F  grubunda yer aldı. Gruptaki ilk karşılaşmasında kendi sahasında Dinamo Bükreş karşısında 0-1 mağlup oldular.  Gruptaki iddialarının devamı için İstanbul’a mutlaka puan ya da puanlar almak için gelecekler.

Perşembe günü oynanacak karşılaşma Sturm Graz için İstanbul’da Ali Sami Yen stadına en son ayak bastıkları maçın son dakikaları gibi kolay geçmeyecektir . Sezona fırtına gibi başlayıp Eskişehirspor karşılaşmasında bu sezonki ilk puanlarını yitiren Galatasaray bir müddet unuttuğu ama geçen sene itibari ile tüm benliği ile tekrar hatırasına getirdiği ve her zaman en iyi yaptığı işlerden biri olan Avrupa Kupası karşılaşmalarındaki başarılı oyununu sürdürerek karşılaşmadan galibiyet ile ayrılmayı başaracaktır.

FC Unirea Urziceni

26/09/2009 1 yorum

ScreenHunter_01 Sep. 26 13.52

Romanya’nın Urziceni şehrinin futbol takımı. Bu sezon tarihlerindeki ilk Romanya ligi şampiyonluğu sonrası direkt olarak UEFA Şampiyonlar liginde mücadele etme hakkı kazandılar. G grubunda mücadele ediyorlar. Gruptaki rakipleri ise Sevilla, Stuttgart ve Glasgow Rangers . Takımı Steau Bükreş’in 1980 sonlarındaki efsane kadrosundan Hagi,Lacatus ve Balint’in takım arkadaşı Dan Petrescu çalıştırıyor.

ScreenHunter_03 Sep. 26 13.54Dan Petrescu kaybetmeyi sevmeyen bir yapısı olduğunu belirtiyor. Tarihlerindeki ilk şampiyonlar ligi karşılaşması olan Sevilla maçı sonrasında alınan 2-0′lık yenilgi üzerine verdiği demeçte duygularını “Şampiyonlar ligi , Romanya ligi veya Romanya kupası , oynadığımız karşılaşma hangi turnuvada olursa olsun kaybetmeyi asla sevmiyorum.”  şeklinde ifade ediyor.

Pek çokları tarafından Sevilla gibi bir rakip karşısında üstelik deplasmanda alınan 2-0′lık mağlubiyet olağan bir sonuç olarak kabul edilebilir. Buna rağmen Dan Petrescu oynanan karşılaşmalar sonrası skordan memnun değilse eğer sinirli olduğunu ve böyle anlarda oyuncuları ile hiç bir zaman karşılaşma hakkında konuşmadığını belirtiyor. Petrescu’nun oyuncularını kutladığı nadir anlar çok rahat oynanan ve kazanılan maçların sonraları.

Her şeye rağmen oyuncuları hocalarını örnek alıyor . Takım kaptanı George Galamaz verdiği bir röportajında nasıl profesyonel olunur sorusunun cevabını onda bulduklarını , Dan Petrescu’nun her konuya çok ciddi olarak yaklaştığını ve takımın başarılı olması için elinden geleni yaptığını ifade ediyor.

Takım sporlarında başarının en önemli öğelerinden biri olan iyi arkadaşlık ortamının Unirea’nın başarısında da önemli bir yer tuttuğu görülüyor. Kadrosunda Litvanyalı,Sırp,Brezilyalı ve Arjantinli oyuncuların bulunduğu bir Romen takımının ilk kez katıldığı Şampiyonlar ligi turnuvasında kendilerine koydukları hedef grupta 3.olarak UEFA Avrupa ligine gidebilmek.

Bu hedefe ulaşıp ulaşamayacaklarını önümüzdeki haftalarda göreceğiz.

Categories: Avrupa'dan Futbol

Perfect Strangers

Yaşı 30 üzeri olanlar iyi hatırlar . O zamanlar ismi Magic Box olan Star1 televizyonunda akşam kuşağında yayınlanan ve seyrine doyum olmayan bir Amerikan sit -com ‘unun adıdır Perfect Strangers .

Bu seri dizide Mipos adlı bir Yunan adasından Chicago’da yaşayan kuzeni Larry’nin yanına göçen Balki adlı bir vatandaş ile kuzeninin başlarından geçen komik maceralar anlatılır . Bu dizinin ismi Türkçe’ye de Muhteşem İkili diye çevrilmiştir.

Peki biri size ” Bu yılın futboldaki muhteşem ikilisi olma adaylarınız kimlerdir ? “ diye bir soru sorsa cevabınız ne olur ? Ben tereddütsüz yukarıdaki resimdeki arkadaşların adlarını söylerim.

Birisi Türkiye’de oynamış , diğeri ise transfer sezonunda “İstanbul’a yolu düşer mi acaba?” diye ciddi ciddi ismi tartışılmış bir oyuncu idi.

Bu ikilinin yolları Bundesliga’da kesişti. Sezon başı Madrid yolcusu olacağı düşünülen ancak kulübünün satmaya yanaşmadığı Fransız’ın yanına Madrid’den Hollandalı bir misafir geldi .

Robben’in kramponlarına bağlı ancak çıplak göz ile görünmeyen sihirli değnekten midir bilinmez , Hollandalı Alianz Arena ‘ya ayak bastığı ilk maçta hem kendi coştu hem de takımını coşturdu . Ve tabii bu aralar oldukça zor günler geçiren aynı zamanda hocası olan vatandaşına da bir nefes alma imkanı sağladı .

Kaka – Ronaldo veya Messi – Zlatan . Bence hiçbiri değil . Bu yılın muhteşem ikili oskarlarını bu arkadaşlar kazanır diye düşünüyorum . İlgi ile takip ediyor olacağım .
Categories: Avrupa'dan Futbol

Kaldı 2 Kupa !

Biraz rakamlar ile oynayalım ;

6 : UEFA ‘ya üye bir ülkenin bir futbol takımının ulusal ve uluslararası turnuvalar dahilinde bir sezonda kazanabileceği azami kupa sayısı .

Bu 6 rakamının altını biraz doldurmak gerekir . Mesela neler olabilir bu kupalar ?

1 ) Yerel Lig Şampiyonluğu
2 ) Yerel Kupa Şampiyonluğu
3 ) Yerel Süper Kupa Şampiyonluğu ( 1 ve 2 ‘nin sahipleri oynar )
4 ) UEFA Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu
5 ) UEFA Kupası Şampiyonluğu
6 ) UEFA Süper Kupa Şampiyonluğu ( 4 ve 5 ‘in sahipleri oynar )
7 ) Kıtalararası Kupa Şampiyonluğu ( 4 ‘ün sahibi ile Libertadores kupası sahibi oynar )

FC Barcelona futbol takımı bir sezonda kazanabilecekleri azami kupa sayısı olan 6 rakamına ulaşma yolunda son sürat devam ediyor.Son olarak geçtiğimiz Pazar gecesi İspanya Süper Kupasını müzesine götüren Barca yarın ise UEFA Süper Kupasını kazanmak için Shaktar Donetsk karşısına çıkacak.

Cuma gecesi Monaco’da II.Louis stadında Shaktar Donetsk ‘e karşı yapılacak karşılaşmada 6 ‘da 5 yapmayı hedefleyen Katalanlar için olası bir 6 ‘da 6 için son durak Aralık ayında oynanacak Kıtalararası Kupa şampiyonluğu maçı olacak.

6 ‘da 6 olur mu ? Bence olur.

Categories: Avrupa'dan Futbol

2 Hollandalı , 2 Ülke , 2 Takım

26/08/2009 1 yorum

2009-2010 sezonuna başlarken yerel liglerinde bir önceki sezonu hayal kırıklığı ile kapatan iki köklü ekibin tercihi Hollandalı teknik adamlar ile yola devam etmek yönünde olmuştu.

Her ikiside total futbolu dünya üzerinde aktif olarak çalışan teknik direktörler arasında en iyi uygulayanlar arasında sayabileceğimiz , geçmişlerinde FC Barcelona tecrübesi de bulunan bu iki Hollandalı’nın yeni takımları ile beraber yeni sezona başlangıçları ne yazık ki aynı olmadı.

Bayern Münih için işler yolunda gitmiyor . Sezona Franck Ribery’in Real Madrid transferi sorunsalı ile başlayan Bavyera takımı ve yeni hoca Louis Van Gaal’in 3 maç sonundaki perfomansı sonucu puan cetvelinde hanesinde yazılı sadece 2 puan görebiliyoruz. Tam aksine Galatasaray’ın başında bulunan vatandaşı Rijkaard ise takımı başında son 11 sezonun en çok gol atılan ilk 3 haftasını yaşadı. Son olarak 1998-99 sezonunda Fatih Terim’in başında olduğu takım ilk 3 haftada 11 gole ulaşmıştı.

Bavyera takımında işlerin iyi gitmemesi doğal olarak eleştirilerinde dozajını arttırdı. Alman basınını takip ettiğimizde Effenberg ve Oliver Kahn gibi takımın eski oyuncularının ilk 3 haftadaki takım performansını kıyasıya eleştirdiğine şahit oluyoruz. Bunun aksine Galatasaray oyun ve skor olarak her ne kadar çok iyi bir performans sergilese de , bu takımın eski oyuncularınında ne yazık ki yönetim ile ilgili olan eleştirilerini dinliyoruz ekranlarda.

Her iki Hollandalı’nın da ülkeleri dışında gösterecekleri performans merakla bekleniyordu.Konuşmak için henüz erken olduğu açık olsa da Almanya’da görev yapan Louis Van Gaal için işler şu sıralar hiçte iyi gitmiyor . Van Gaal’in de , Bayern Münich takımının geçmişinde isimlerden bağımsız olarak sezon ortasında teknik direktörün işine son verilmesi olgusunun rutinleşmeye başlamasının bir halkasını oluşturmaması gerektiğini düşünüyorum. Kendisine de , ülkemizde görev yapan meslektaşı ve vatandaşına her koşulda sabır gösterileceği ve destek verileceği gibi bir ortam yaratılmasını dilemekten başka elden bir şey gelmiyor.

Categories: Avrupa'dan Futbol
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.