
30 Temmuz 1966 tarihi futbolun mucidi olan İngilizler için en önemli tarihlerden biridir. O gün, futbolu icat edenlerin ilk ve tek Dünya Kupası zaferini yaşadıkları gündür. Batı Almanya karşısında uzatmaya giden ve topun çizgiyi geçip geçmediği konusunda hala fikir birliği sağlanamamış tartışmalı bir gole de sahne olmuş karşılaşma sonunda 4-2′lik skor ile kupaya uzanan İngiliz milli takımının ve Sir Alf Ramsey’in tarihe geçen ve unutulmayacak başarısıdır o gün yazılan.
1963 senesinde Walter Winterbottom’un yerine teknik direktörlük görevine getirilen Alf Ramsey’in ilk demeçlerinden biri İngiltere’nin Dünya Kupasını kazanacağı olmuştu. Bu sözünün Demoklesin kılıcı gibi Ramsey’in tepesinde durduğu düşünülürse eğer , 1966 yılındaki final gününe kadar geçen süre içerisinde bu hedefe ulaşmak için en fazla çaba sarf edenlerden biri ve yine bu mutluluğu da en fazla hakeden kişinin kendisi olduğu tüm futbol kamuoyu tarafından kabul edilmişti.
Final sonrası kendisine uzatılan mikrofonlara ” Herkes bundan sonra ne yapacağım konusunda merak içerisinde. Evimizde bir Kupa kazanmak güzeldi ancak dört yıl sonra bu kez Meksika’da kazanabileceğimiz bir kupa daha var. “ diyerek iddiasını sürdüreceğini de açıkca ifade etmişti Sir Alf Ramsey. Ancak 1970 yılında Meksika’da düzenlenen Dünya Kupasında takımının çeyrek finalde dört sene önce finalde karşılaştığı Almanya karşısında son 20 dakikasına 2-0 önde girdiği karşılaşmada 3-2 ‘lik skor ile sahadan boynu bükük ayrılması dünya kupaları tarihinin en dramatik maçlarından birininde habercisi oluyordu.
Futbol literatürüne ” Kazanan takım asla değiştirilmez.” sözünü hediye eden Alf Ramsey 1999 yılında 79 yaşında iken vefat etti. İngiliz futbol tarihinde “dünya kupası kazanan tek hoca´´ olarak saygın yerini her zaman koruyacak olan Alf Ramsey herhalde yukarılarda bir yerlerde bu başarıyı tekrarlayacak biri olacak mı diye merak ediyordur.
Mısır’ın ve Kuzey Afrika’nın en başarılı futbol takımı olan Al Ahly’nin forma lansman gecesinden iki kare.
Kulüp , müzesindeki 34 Mısır Ligi şampiyonluğu , 35 Mısır Kupası , 6 Afrika Şampiyonlar Ligi Kupası , 4′er adette Afrika Kupa Galipleri Kupası ve Afrika Süper Kupası ile tam bir kupa koleksiyoneri .
Bu sezonki sponsorları Vodafone . Göğüs reklamı İngiliz şirketi olunca herhalde forma tasarımlarında da Premier Lig takımlarından esinlenmemek olmaz diye düşünmüşler . Zira tanıtılan formalardan iç saha için kullanılacak olanı Manchester United , deplasmanda kullanılacak olan ise adeta Chelsea forması .

FIFA önümüzdeki yaz Güney Afrika’da düzenlecek Dünya Kupasında yerel halka 120.000 adet bedava bilet dağıtma kararı almış.
Bu karar ile Dünya Kupası organizasyonun yoksulluk içerisinde yaşayan büyük bir halk kesimi tarafından kabul görmesi amaçlanıyor olmalı.
Bedava biletlerin özellikle sağlık ve eğitim sektörlerinde çalışan ve gelir düzeyi düşük olan taraftarlara dağıtılması amaçlanıyor. Ayrıca stadyum inşaatında çalışan işçilere de kişi başına 2 adet bedava bilet dağıtılacağı belirtiliyor. Yurtdışından gelecek futbolseverlerin bir maç bileti için ödeyeceği asgari 80 $ fiyatın aksine FIFA ve organizasyon komitesi tarafından Güney Afrika vatandaşlarına satışı yapılacak en düşük bilet fiyatı 140 Rand ( yaklaşık 17 $ ) olarak belirlense de, günlük ortalama kazançları yaklaşık 10$ civarında olan halk kitlelerinin bu biletleri bile edinebilmesi çok zor.
Futbolu geniş kitlelere yayma ve sevdirme görevi olan bir uluslararası organizasyonun son yıllarda belkide ilk kez bu görevini hatırladığını ve uyguladığını görmek güzel . Umarım benzer sosyal sorumluluk projelerini gelecekteki turnuvalarda da görme şansımız olur.

59 yıl önce bugün , dünya futbolunun en büyük sürprizlerinden birine sahne olan bir maça tanıklık etmişti Independencia stadını dolduran futbolseverler.
1950 dünya kupasının düzenlendiği Brezilya’ya gelen 13 takımdan biri olan Amerika Birleşik Devletleri oynadığı son 7 karşılaşmayı da kaybetmiş ve kalesinde 45 gol görmüştü .
“Futbolun Kralları ” lakabı ile anılan ve modern futbolun beşiği sayılan İngiltere karşısında bu denli kötü istatistiğe sahip bir takımın başarılı olması açıkcası hiç beklenen bir durum değildi. Öyle ki ,İngiltere’de bahis oynatan şirketlerin Amerika Birleşik Devletleri galibiyetine 1 ‘ e 500 oran verdiği söyleniyordu. Takımın menajeri Walter Winterbottom’ın bu şartlar altında en iyi oyuncusu Stanley Matthews’ı oynatmaması bile eleştiri konusu yapılmayacaktı . Ne de olsa karşılarında sadece tek bir profesyonel futbolcusu olan ( Ed McIlvenny ) , kalesini eski bir veteran olan Frank Borghi’nin koruduğu , defansında et ürünleri ambalajı işinde çalışan Charley Colombo , ileri ucunda ise Haiti doğumlu bir Amerikan vatandaşı olan ve New York’ta bir restorantta bulaşık yıkayarak hayatını kazanan Joe Gaetjens’in olacağı sıradan bir takımla karşılaşacaklardı .
Futbolun her türlü sonuca açık olduğunun bir kez daha ispat edildiği bir karşılaşma olarak tarihe geçen bu maçı , bulaşık yıkayıcısı Haiti’li Gaetjens’in golü ile 1-0 kazanan Amerika Birleşik Devletleri futbol takımı tarihin belki de en sürpriz sonuçlarından birine imza atmış oluyordu . İletişim olanaklarının kısıtlı olduğu o günlerde karşılaşma sonucunun bir çok haber ajansı tarafından 1-0 değil , İngiltere lehine 10-0 olarak aktarılması bile bu sonucun ne kadar beklenmedik olduğunun açık bir ispatı idi.
Bu maçın sonunda Amerika Birleşik Devletleri teknik heyet,yönetici ve futbolcuları ve 1 ‘ e 500 kazanan belki de bir avuç insan dışında sevinen olmadığını söylesek ne kadar yanılmış oluruz ? Futbolun güzelliği de birazda burada değil mi ? Milyonlarca insanı şaşırtsa bile sayıları bir avuçta olsa birilerini mutlaka sevindiriyor…
Futbol oyununun oynandığı kutsal beton yapılar . Yani mabedler . Bir çoklarımız için evimizden sonra bize en sıcak gelen , rakip taraftarlar için ise cehennem sıcaklığının henüz yeryüzünde hissedildiği yerler .
Geçmişten günümüze bu kutsal beton yapılara ismini veren önemli figürler olmuştur . Çoğunlukla camialarına mal olmuş büyük sporcular , siyasetçiler veya devlet adamları .Zamana ve politik konjonktüre göre de değişmiştir stad isimleri.
Zaman zaman burada dünyanın dört bir köşesindeki stadlara isimlerini veren özel insanların hikayelerini aktarmaya gayret göstereceğim . Bu serüvene de Armando Picchi ile başlıyorum .
36 yıllık kısacık yaşam öyküsüne futbolculuğu ve teknik direktörlüğü de sığdırabilmiş Livorno’nun öz çocuğu Picchi.
20 Haziran 1935 ‘de Livorno’da hayata gözlerini açtı Picchi . 14 yaşında Livorno altyapısında başladı futbol yaşamı . 19 yaşında iken Livorno A takımında oynamaya başlayan genç Armando 5 yıl boyunca daha sonra isminin verileceği mütevazi stadda kırmızı siyahlı forma ile 105 maça çıktı ve 5 gol kaydetti. Serie A’ya geçişi 1959-1960 sezonu öncesi gerçekleşti . Şimdilerde Serie C Pro 1 Lig’inde mücadele eden SPAL Ferrara’ya transferi sonrası sergilediği performans , o’nun 1 sezon sonra Milano yolcusu olmasını sağladı .
İtalya Milli Takımına kadar yükseleceği Inter Milan serüveninde aralıksız olarak 7 yıl boyunca ve toplamda 257 kez Mavi – Siyahlı formayı terleten Armando Picchi , bu süre içerisinde 2 de gol kaydına muvaffak oldu. Takım kaptanlığına kadar yükseldiği Inter Milan forması ile 3 kez Serie A şampiyonluğu , 2 kez Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası ve yine 2 kez de Kıtalararası Kupa şampiyonluğu kazanan Armando “La Grande Inter”’in değişmez defans oyuncusu olarak Inter Milan tarihinde kendisine yer bulmuştur.
1967-1968 sezonundan itibaren Varese takımında top koşturmaya başlayan Armando Picchi için talihsizliklerin ardı sıra yaşanacağı yıllar artık başlamıştır . 12 kez giydiği İtalya Milli takımı forması ile 6 Kasım 1968 tarihindeki Bulgaristan maçında girdiği bir ikili mücadele sonrası geçirdiği sakatlık Armando’nun futbolculuk hayatının daha henüz 33 yaşında iken zorunlu olarak sonlanmasına sebep olmuştur.
Bu tarihten sonra futboldan kopamayan Armando Picchi için artık teknik direktörlük yılları başlamıştır. Son olarak formasını giydiği Varese takımında başlayan teknik direktörlük kariyeri , futbol oynamaya merhaba dediği AS Livorno takımında devam etmiştir. Yeşil sahalardaki başarısını yedek kulübesinde de sürdüren Armando Picchi henüz 35 yaşında iken Juventus teknik direktörü olmayı başarmıştır . 1 sezon boyunca çalıştırdığı Juventus takımı ile İngiltere’nin Leeds United takımı karşısına çıkacağı ve yoğun yağış nedeni ile ertelenen Fuar Şehirleri Kupası finali ilk karşılaşmasının yapılacağı 26 Mayıs 1971 günü akciğer kanseri sebebi ile vefat ettiğinde daha henüz 36 yaşındadır.
Ailesinin isteği üzerine sessiz sedasız yapılması planlanan cenaze merasiminde doğduğu şehir olan Livorno’da hayat adeta durmuştur. İlk olarak Ulusal Lig kupasına ismi verilen Armando Picchi ‘nin adı 1990 yılından itibaren öz evladı olduğu Livorno’nun futbol mabedinde yaşamaktadır . 36 yıllık kısacık yaşamında hayata göz açtığı şehrin en kutsal yerinde…
Rest in Peace Armando Picchi .

Hakemlik zor meslek . Hele ki futbol oyununun futboldan öte anlamlar içerdiği,kanı kaynayan taraftarların bolca bulunduğu İtalya gibi ülkelerde.
“100 kişiye sorduk , bize İtalyan bir futbol hakemi söyleyin” sorusuna 98 kişinin ve yine “100 kişiye sorduk , bize kel bir futbol hakemi söyleyin “ sorusuna ise 99 kişinin ismini söyleyebileceği biri o .
Pierluigi Collina.
Ünü bu zor mesleğin en zor şartlarda yerine getirildiği ülkelerden biri olan İtalya sınırlarını aşmış , dünya çapına ulaşmış bir hakem emeklisi.
Türk futbolseverlerin kendisine büyük sempati beslediği ,belki de uluslararası kariyerine Türk Ordu milli takımı maçı yöneterek başlamasından mıdır bilinmez , bizlere her zaman uğur getirmiş bir hakemdi Collina . Hafızam beni yanıltmıyorsa eğer yönettiği karşılaşmalarda Türk takımlarının rakiplerine karşı mağlubiyeti yoktu .Hatta 0-2 ‘den Real Madrid’e karşı gerçekleşmiş bir geri dönüş hikayesininde de karşılaşmayı o yönetmişti. Üst düzeyde hakemlik yetenekleri sebebi ile haklı olarak Dünya Kupası finali , Şampiyonlar Ligi finali ve UEFA Kupası finali gibi zirve karşılaşmalarda görev aldı.Karizması ve medyatik tavrı sponsorlarında dikkatinden kaçmadı.Hatta sponsor firmaların bu ilgisi meslek hayatının sonlanmasına da sebep olmuştu. AC Milan’ın bir dönem forma reklamı olan bir otomotiv markası ile yapmış olduğu reklam anlaşması , İtalyan bir takımın formasına reklamveren bir firma ile İtalyan bir hakemin ticari bir anlaşma yapmasına karşı çıkan İtalya Futbol federasyonu ile Collina’nın arasının açılmasına sebep olmuş , bu zıtlaşma ise sempatik ve patlak gözlü kel hakemin hakemlik mesleğini bırakma kararı alması ile son bulmuştu.
O’ndan beri yeşil sahalarda hakemlikte başarılı ve aynı zamanda saçı olmayan bir kişiyi pek göremedik . Hele hele geçen hafta Stanford Bridge’deki saçsız hakem aklımıza geldiğinde, Collina’ya olan özlem bir o kadar daha artıyor …
İnternet’te gezinirken bir habere rastladım .Geçtiğimiz Nisan ayının 3′ü , tarihte görüntülenen ilk maç olduğu düşünülen Galler -İrlanda maçınının 103.yıldönümüne denk geliyormuş.
3 Nisan 1906 tarihinde oynanan ve 4-4 berabere biten karşılaşmayı 5-6 bin kişinin izlediği tahmin ediliyormuş . Maç ile ilgili yaklaşık 2 dakika süren görüntüleri ise İngiliz yönetmenler Sagar Mitchell ve James Kenyon çekmiş .
Görüntülerin yer aldığı kayıt Galler Ulusal arşivinde bulunuyor.Maçla ilgili en gülümseten olay ise maçın oynandığı topun henüz ilk yarı bitmeden patlaması imiş.
Bu bilgilerden sonra ülkemizdeki ilk maç görüntüsünün hangi yıl çekildiğini öğrenmek istedim fakat bir sonuç elde edemedim.Kutsal arama motorunda “ilk maç görüntüsü” diye yazdığınızda çokta bir sonuç çıkmıyor.”İlk yayın” diye aratırsanız ise eğer 1934 yılında gerçekleşmiş ilk radyo yayınının bilgileri geliyor . İlk demişken , “İlk” ler ve “En”ler konusunda oldukça hassas olan bir spor kulübümüzün ilk radyo yayınının yapıldığı karşılaşmanın taraflarından biri olduğunu öğrendiğimde ise şaşırmadım desem yeridir. Upuzun “ilk’ler ve “en’ler” listelerine bir madde daha ilave edilebilir. Vatana millete hayırlı olsun.
İngiltere ve Londra denildiğinde ilk akla gelen sembollerden biridir o . Bir popularite listesi yapılsa The Beatles , Big Bang ve Buckingham Sarayı ile ilk 3 mücadelesi yapar . Futbol ile ilgisi olmayan birinin bile kulağına aşina olan bir isimdir .
“Wembley”
1924 yılında düzenlenen Britanya İmparatorluk Fuarı için inşaasına başlanan Wembley stadı ilk ismini yine bu fuarın adından almıştır.
“İmparatorluk stadyumu “
Kapılarını ilk olarak 28 Nisan 1923 tarihinde şimdiki Federasyon Kupası’na denk gelen White Horse ( Beyaz At ) kupası finali için Bolton ile West Ham United takımları arasında oynanan müsabaka ile açan İmparatorluk stadyumundaki ilk gol 2.dakikada David Jack’den gelmiş , staddaki ilk galibiyeti ise rakibini 2-0 yenen Bolton kazanmıştır. O zaman seyirci kapasitesi 126 bin olan stada bu maçı izlemek için tahminen 200 bin kişi girmiş ve seyirciler saha çizgisine kadar yayılmıştı.
1923 yılından 2000 yılına kadar oynanan bütün Federasyon Kupası finallerinin yanında , Lig kupası ve Rugby Kupası finallerine , İngiltere’nin milli maçlarına , 1948 olimpiyatlarına , 1966 FIFA Dünya Kupası ve 1996 UEFA Avrupa Şampiyonası finallerine evsahipliği yapan eski Wembley ayrıca sayısız sanat etkinliğinde de misafirlerini ağırlamıştır.
2000 yılında tekrar inşaası için yıkılan ve 1 yılı aşkın bir gecikme ile 2007 yılının ilkbaharında yeni çehresi ile misafirlerini beklemeye başlayan yeni Wembley stadı resmi açılışını 19 Mayıs 2007 tarihinde yine bir Federasyon Kupası finali ile gerçekleştirmiştir.
86 yıllık tarihi ile içerisinde bulunduğu ülkenin mucidi olduğu ayaktopu oyununun en ünlü markalarından biri olmayı başarmış bu stad daha nice müsabakalara evsahipliği yapmak,futbol , rugby ve sanat aşıklarını ağırlamak için sabırsızlıkla beklemekte.
Yeşil çimlerine daha önce ayak basmış ama 3 direğinin arasından henüz topu geçirememiş olanların tekrar kendisine misafir olacağı ve şeytan’ın bacağını kıracağı günü sabırsızlıkla beklediği gibi.
Futbol oyununun icra edildiği alanlar .
Saha , Stad , Stadyum , Arena , Park gibi çeşitli adlandırmalara sahip , ama taraftarın dilinde kutsiyetin en güzel ifadesi ile dile gelen yerlerdir oralar . Yani mabedler .
Fırsat buldukça mabedlerin kendine özgü hikayelerini dile getireceğiz . Acısı ve tatlısı ile .
Zira hayatın kendisinin olduğu gibi onların da acı-tatlı hikayeleri var .
Okuyucu Yorumları